Kapat

Nazım’dan Piraye’ye…

Anasayfa Kitap Nazım’dan Piraye’ye…

Nazım Hikmet hayatı boyunca birçok kez aşık olmuştur. Ancak bu kadınlar arasında öyle birisi vardır ki Nazım en güzel şiirlerini onun için yazmıştır.

Nazım’ın Piraye’sini bilmeyinimiz yoktur. Piraye Nazım’ın kız kardeşinin arkadaşıdır.Nazım Hikmet en sevdiğim kadın olarak anlattığı Piraye’sine birçok mektup ve şiir yazmıştır. Piraye, Nazım’ın “Ela Gözlü” Piraye’si.
Uğruna yüzlerce şiir yazılan kadın.
Piraye’yi sadece Nazım Hikmet’in karısı olarak görmek yanlış olur bence. Piraye, Nazım’ın ilham kaynağı da olmuştur. Aynı zamanda yol göstericisi de olmuştur.
Gelin bu güzel kadın için Nazım Hikmet’in kaleminden yazılan şiirlere, mektuplara bakalım.


Bir tanem!
Son mektubunda: “Başım sızlıyor, yüreğim sersem” diyorsun. “Seni asarlarsa, seni kaybedersem” diyorsun; “Yaşayamam”
Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı. En fazla bir yıl sürer. Yirminci asırlarda ölüm acısı.
Ölüm, bir ipte sallanan bir ölü. Bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Fakat, emin ol ki sevgili, zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli geçirecekse eğer ipi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek için, boşuna bakacaklar. Nâzım’a!
Ben, alaca karanlığında son sabahımın
Dostlarımı ve seni göreceğim. Ve yalnız, yarım kalmış bir şarkının acısını, toprağa götüreceğim.
Karım benim! İyi yürekli, altın renkli, gözleri baldan tatlı arım benim; ne diye yazdım sana, istendiğini idamımın, daha dava ilk adımında. Ve bir şalgam gibi koparmıyorlar, kellesini adamın. Haydi, bunlara boş ver. Bunlar uzak bir ihtimal. Paran varsa eğer, bana fanila bir don al, tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki; Daima iyi şeyler düşünmeli,
Bir mahpusun karısı.


Seninle beraber daha çok yerlere bakacağız nişanlım, yıldızlara, dost yüzlerine, Memedimizin gözlerine, güzel günlere, beraber yan yana bakacağız…Önümüzde dinç, kuvvetli, dolgun ve manalı bir hayat var daha. Gönlün kocalmasın nişanlım. Bak ben topal bacaklı, ihtiyar bir çınar ağacına benzeyen gövdemin içinde, her dem taze, her dem kuvvetli ve her dem senin ateşinle dolu, aşınmamış, pırıl pırıl bir yürek taşıyorum. Seni düşünürken ben gençleşiyorum. Bacağımın sızısı duruyor. Sen de beni düşünürken genç ol, kuvvetli ol!


Karım, nişanlım, kardeşim, dostum, arkadaşım…Güvendiğim, daima güveneceğim gözleri gözlerimin önüne getirdiğim zaman seninkiler ışıl ışıl hepsinin orta yerinde pırıldıyorlar. İki yıldız gibi gözlerin, iki kocaman berrak yıldız gibi dost gözlerinin gökyüzünde yolumu gösteriyorlar bana!


Ben içerdeyim işte. Yalnızım. Seni düşünüyorum. Seni nasıl iyi, nasıl harikulade düşünüyorum bilsen! “Sevmek mükemmel iş delikanlım”.


Karıcığım,
Sen meğerse nasıl her şeyimmişsin benim…Seni sevmek benim içimde, toprağı, suyu, güneşi, hayatı ve fikri sevmekle birbirine karıştı. Sen ciğerlerimdeki nefes, gözlerimdeki ışık, kalbimdeki çarpıntı ve beynimdeki düşünce gibisin. Neyi düşünürsem seni düşünüyorum. Neyi görsem seni görüyorum.


Seni nasıl seviyorum, Piraye. Hayatımın en büyük nimetisin. Sana ne çok, ne anlatılamayacak, sayılamayacak kadar çok şey borçluyum. Bazen ya Piraye olmasaydı diye düşünüyorum ve tüylerim diken diken oluyor. Benim her zaman genç, güzel, iyi ve harikulade kalacak olan Pirayendem.


Kitap okurum:
içinde sen varsın,
şarkı dinlerim:
içinde sen.
Oturdum ekmeğimi yerim:
karşımda sen oturursun,
çalışırım:
karşımda sen.
Sen ki, her yerde “hâzırı nâzır”ımsın,
konuşamayız seninle,
duyamayız sesini birbirimizin:
sen benim sekiz yıldır dul karımsın.


En güzel deniz:
henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk:
henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
henüz söylememiş olduğum sözdür.


Bu yazılar, seni benden önce görmek bahtiyarlığında oldukları için onları kıskanıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir