Kapat

Mavi Gözlü Dev “Nazım Hikmet Ran”

Anasayfa Kitap Mavi Gözlü Dev “Nazım Hikmet Ran”

Nazım Hikmet Ran, Çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Geride bıraktığı eserleri ile, hiçbir zaman hafızalardan silinmeyecektir.
Nazım Hikmet siyasi görüşlerinden dolayı defalarca tutuklanmıştır. Halk tarafından “Romantik komünist” ve “Mavi Gözlü Dev” olarak adlandırılmıştır.
Sadece şiir yazmamış, roman, masal, anı, oyun, hikaye gibi türlerde de eserler vermiştir.

Biraz da Nazım Hikmet Ran’ın hayatından bahsedelim:

1930 yılında Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlamış ve burada büyük aşkı Piraye ile tanışmıştır. Evlenmek isteseler de, bu evlilik onlar için hiç kolay olmamıştır. Çünkü Nazım siyasi görüşü yüzünden sürekli tutuklanmış ve bu gibi olaylara meşgul olmuştur.
Piraye aynı zamanda Nazım’ın hakkında en çok eser yazdığı kadındır.
Nazım, Piraye için “En sevdiğim kadın” demesine rağmen Piraye’yi terk etmiştir.
Nazım Hikmet yine siyasi görüş bildiren şiirleri yüzünden, 1938 yılında, 28 yıl hapse mahkum edilmiştir.
Bu hapishane sürecinin son 2 yılında onu ziyarete gelen dayısının kızı Münevver’e aşık olmuştur.
Hapishaneden çıktığı zaman Piraye’den boşanıp, Münevver ile yaşamaya başlamıştır.
1951’de Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarılan Nazım, Sovyetler Birliği’nde yaşamaya başlamış ve burada da evli, bir çocuğu olan Vera’ya gönlünü kaptırmıştır.
Vera’ya şiirler, mektuplar yazıp, eşinden boşanması için çabalamıştır. Sonunda 1960 yılında Vera ile hayatını birleştirmiştir. Vera da hayatının son aşkı olmuştur.
Pirayeyle tanışmadan önce de 2 evlilik yapan Nazım, bu evliliklerini uzun sürdürememiş ve sonunda boşanmıştır.
Ee ne demişler Nazım Hikmet için, “Nazım aşka aşıktı.”

Aşağıya da Nazım Hikmet Ran’ın birkaç şiirini bırakıyoruz, iyi okumalar.

Sen Benim Sarhoşluğumsun

Sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış
üstüm başım çamur içinde
yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim.

Senin Sayende

Her günüm mis gibi dünya kokan bir kavun dilimi
Senin sayende.
Bütün yemişler elime güneştenmişim gibi uzanıyor
Senin sayende.
Senin sayende yalnız umutlardan alıyorum balımı.
Yüreğimin çalışı senin sayende.
En yalnız akşamlarım bile duvarında gülen bir Anadolu kilimi
Senin sayende.
Şehrime ulaşmadan bitirirken yolumu
Bir gül bahçesinde dinlendim senin sayende
Senin sayende, içeri sokmuyorum
En yumuşak urbalarını giyip
Büyük rahatlığa çağıran türküleriyle kapımı çalan ölümü.

Ben Senden Önce Ölmek İsterim…

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
Iyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni gorebilesin
Fedakarlığımı anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşiyorum yanında senin.
Sonra, sende ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar karışacağız ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacagız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasndan nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
Içimden bir şey :
belki diyor.

Dünyayı Çocuklara Verelim

Dünyayı verelim çocuklara
Hiç değilse bir günlüğüne
Allı pullu bir balon
Gibi verelim oynasınlar
Oynasınlar türküler söyliyerek
Yıldızların arasında
Dünyayı çocuklara verelim
Kocaman bir elma gibi verelim
Sıcacık bir ekmek somunu gibi
Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
Dünyayı çocuklara verelim
Bir günlük de olsa öğrensin
Dünya arkadaşlığı
Çocuklar dünyayı alacak elimizden
Ölümsüz ağaçlar.

O Mavi Gözlü Bir Devdi

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruli
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruli
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruli
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruli
hanımeli
açan ev..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir